Guidetti İlk Röportajını SABAH’a Verdi (Sabah)

"8 yıldır Türkiye'deyim ve VakıfBank'la dünya çapında büyük başarılar kazandık. Bu ülkede çok mutluyum ve şimdi Türk Milli Takımı ile yeni hedeflere koşacağız"

Guidetti İlk Röportajını SABAH’a Verdi (Sabah)

"8 yıldır Türkiye'deyim ve VakıfBank'la dünya çapında büyük başarılar kazandık. Bu ülkede çok mutluyum ve şimdi Türk Milli Takımı ile yeni hedeflere koşacağız"

"Türkiye'ye gelirken başarı hedefliyordum ancak bir Türk ile evleneceğimi hatta bebeğimiz olacağını hiç bir zaman hayal edemezdim"

"Türkiye'de kadınlarda bir numaralı spor voleybol. Ama Baharların jenerasyonuyla şu anki arasında büyük boşluk var. Yeni gelenlerin bunu kapatması için çalışacağız"

VakıfBank Voleybol Takımı Antrenörü Giovanni Guidetti, 2008 yılında Türkiye'nin yolunu tuttuğunda elbette VakıfBank'la şampiyonluklar kazanmayı kupalar kaldırmayı hayal ediyordu. Ama bir Türk kızına kalbini kaptıracağını, Türk Milli Takımı'nın başına geçeceğini düşünür müydü?

Bu soruların yanıtlarını almak için Giovanni Bahar Toksoy çiftinin evine konuk olduk. "2008'deVakıfBank'tan teklif geldiğinde hiç tereddüt etmedim. İlk yıl başarısız olunca yönetime giderek, 'İsterseniz ben bırakabilirim ‘dedim. 

O zamanki başkan 'Senin başarılı olacağını biliyoruz, bunu unut' dedi. Bu güven beni çok mutlu etti. O zaman VakıfBank, Türkiye'nin en başarılı kulübü değildi, Eczacıbaşı'nın daha çok kupası vardı. Fenerbahçe de voleybola çok para harcıyordu. Mesela 2011'de Şampiyonlar Ligi'nde şampiyonluk için her şeyi hazırlamışlardı. Ama bizim kazanmamız beklenmedik bir başarı idi. Başardık çünkü istediğim kadroyu kuracak imkânlar sağlandı."


KOLLARI SIVIYORUZ

"VakıfBank dünyanın en iyi takımlarından birisi. Bu kulüpte ne kadar kalabilirsem yoluma devam etmek istiyorum. Türkiye'de çok mutluyum. 8 yıl önce ne evlenmeyi ne de bir aile kurmayı düşünüyordum. Hayatın karşınıza ne çıkaracağını bilemiyorsunuz. Türkiye'de hayallerime kavuştum. Hollanda Milli Takımı'ndan da Türkiye'de kalıp kızım Alison'a daha çok zaman ayırmak için ayrıldım. Şimdi Türk Milli Takımı'nı Olimpiyatlara hazırlamak için kolları sıvayacağız."


SAMİMİ YANITLAR
BAHAR'I TAKIMDAN GÖNDERDİM ÇÜNKÜ…


Eşiniz Bahar Toksoy'u evliliğinizin ardından iki sezon sonrasında takımdan göndermek kolay oldu mu?
O zaman için doğru karardı. Arkasından İtalya ve ardından Eczacıbaşı’nda önemli deneyimler yaşadı. Gelecekte ne olur, tabii ki bunu bilemeyiz. 


73 maçlık yenilmezlik bitince üzüldünüz mü?

Açıkçası 'Yeter' dedim. Takım için de iyi oldu. Çünkü dışarıdaki herkes 71-72 diye saymaya başlamıştı ve bu takım üzerinde bir baskıya sebep oluyordu. İyi oynamak değil maçı kazanmak öncelikli olmuştu, bu sona erdiği için üzüldüm diyemem. 


Maça çıkarken tabletinizi unutsanız ya da tabletle çıkmanız yasaklansa ne olur?

Böyle bir şey mümkün değil unutmam, imkansız. Belki kırılırsa, yardımcım var, o da kırılırsa ikinci yardımcı antrenörümden alırım. İstatistikleri ve maçın tüm detaylarını oradan takip edebiliyorum.


ALİSON SPOR İÇİN GÜN SAYIYOR

Bahar Toksoy ile evliliği sonrası dünyaya gelen kızlarının üzerine titreyen İtalyan hoca Guidetti, Alison'u yürümeye başladığı andan itibaren hemen spora başlatmayı planlıyor.


SORUN 'KAZANMA' TAKINTISI

Guidetti'ye göre Türkiye'de altyapıdaki en büyük sorun antrenörlerde!
"Türkiye'de voleybol altyapısında ciddi bir sorun var: Kazanma dürtüsü! 
Bu özellikle koçlarda o kadar yüksek ki, turnuva kazanmayı oyuncu yetiştirme gelişimine tercih ediyorlar. 

Türkiye'deki kazanma takıntısı, oyuncu gelişimini etkiliyor. Altyapıda hedef kazanacak oyuncu değildir. Gelişecek, A takıma kazandıracak oyuncu yetiştirmektir ki ben yani A takım kazansın, Milli Takım kazansın." "bir keresinde kadrosunda Brezilyalı yıldızların olduğu Juventus Futbol Takımı ile aynı yerde bir kamp yaptık. Benim takımıma bir günde yaptırdığım idmanı futbolcular ancak bir haftada yaptılar. Futbolcular çok tembel. Ben başarı için çok çalışmaktan başka yol bilmiyorum. Az çalışıp başarıya götürecek bir yeteneğe sahip değilim."


KADINLARDA TÜRKİYE'NİN 1 NUMARALI SPORU VOLEYBOL

"Türkiye'de voleybol alanında çok fazla oyuncu var. Hatta kadınlarda Türkiye'nin bir numaralı sporu voleyboldur. Federasyonun 'Fabrika Voleybol Okulu' var, kulüplerin altyapısında da çok oyuncu bulunuyor. Rakamlar büyük ama asıl odaklanılması gereken yeteneği bulmak. Şu an Baharlar'ın jenerasyonuyla mevcut jenerasyonun arasında büyük bir boşluk var. Ve hala Baharlar'ın jenerasyonu en iyisi... Yenilerin bu açığı hızla kapatması için çalışacağız."


AY-YILDIZA İMZA BUGÜN

Serkan Ünlü ‘nün sorularını yanıtlayan Giovanni bugün İstanbul'daki törende Kadın Voleybol Milli Takımımızın antrenörlüğü için resmi imzayı atacak. Törende Josko Milenkoski ile de erkek milli takımı için sözleşme yapılacak.


ECZACIBAŞI'NA MESAJ

"VakıfBank'ın yeni salonuyla gurur duyuyorum. Eski salonumuz bir evin salonundan biraz daha büyüktü (gülüyor). Yeni salon her gün artan taraftarımızla bizi bütünleştirecek, görkemli bir yapıya sahip. VakıfBank gibi büyük bir bankaya, dünyaca ünlü oyuncularına yakışan bir salona ihtiyacımız vardı. Başkan Osman Demren bize normal değil, olağanüstü bir salon verdi. Dünyanın en iyi üç voleybol salonundan biri. Eczacıbaşı maçında insanlar yoğunluktan içeri girememişlerdi. Onlar da artık daha büyük bir salon yapmayı planlıyordur bence."


Röportaj : Serkan Ünlü
Fotoğraflar : Bahadır Beyarslan

Devamını Gör
  • Birliktelik Başarıya Götürdü (Milliyet)29.12.2016

    “Geldiğimden beri burada çok iyi bir aile ortamı var. Herkes birbirinin açığını kapattığı için, bize güçlü bir takım yerine aile kulübü denebilir”

    Devamını Gör

    29.12.2016

    Birliktelik Başarıya Götürdü (Milliyet)

    Sarı-siyahlıların smaçörü Kimberly Hill, çok tecrübeli birtakım olduklarının altını çizdi, “Geldiğimden beri burada çok iyi bir aile ortamı var. Herkes birbirinin açığını kapattığı için, bize güçlü bir takım yerine aile kulübü denebilir” dedi.
    Özellikle ABD Milli Takımı ile büyük başarılar elde eden VakıfBank'ın yıldızı Kimberly Hill. Hem takımın durumunu değerlendirdi, hem de İstanbul daki günlerinin nasıl geçtiğini MİLLİYET’e anlattı.


    Bu sezon da en büyük rakibiniz Eczacıbaşı. Voleybolseverleri nasıl bir rekabet bekliyor?

    Eczacıbaşı çok güçlü bir rakip bunu kabul etmek gerekir. Ancak biz de çok kaliteli bir takımız. Bu klasik bir laf olacak. Ancak sezon çok uzun bir maraton. Sonuna kadar ayakta kalan her zamanki gibi kupayı kaldıracak.


    ‘Üzerimde baskı yok’

    VakıfBank’ta kime sorsak başarının sırrının arkadaşlık olduğunu söylüyor. Sen buna katılıyor musun?

    Ben de takım arkadaşlarımla aynı fikirdeyim. Geldiğimden beri burada çok iyi bir aile ortamı olduğunu gördüm. Herkes maç içinde birbirinin açığını kapatmak için çalışıyor. Bu da bizi başarıya götürüyor.


    Yıldız isimlerden hep iyi performans beklenir. Bu senin üstünde bir baskı yaratıyor mu?

    Aslında baskı yaratmadığını söyleyebilirim. Çünkü şanslıyım ki takımda çok fazla iyi isimler var. Herkes birbirinin açığını kapattığı için, bize güçlü bir takım yerine aile kulübü denebilir. Bu yüzden kendimi her zaman rahat hissediyorum.


    VakıfBank, Eczacıbaşı Vitra ve Fenerbahçe güçlü takımlar. Ligin diğer kulüpleri ile aranızda uçurum olduğunu düşünüyor musun?

    Diğer rakiplerimizde yaratıyor mu bilmiyorum. Ama bizde yaratmıyor. Çünkü biz gerçekten yetenekli ve tecrübeli bir kulübüz. Bizden daha alt seviyede olduğunu düşündüğümüz takımlar için de aynı ciddiyet ile çalışıyoruz. Rotasyon da bizim takımda çok iyi işliyor.


    ‘Stilleri farklı’

    Fenerbahçe ve Eczacıbaşfda sizin konumunuzda oynayan oyunculara karşı ne düşünüyorsun?

    Aslında idol oyuncum yok. Ama Jordan Larson ile aynı milli formayı terletiyoruz. Bana göre o dünyanın en iyilerinden biri olabilir Her alanda gerçekten en iyisini yapıyor.


    Guidetti’yi bizim için değerlendirebilir misin?


    Guidetti gerçekten iyi bir coach. Ondan her zaman en fazlasını öğrenmeye çalışıyorum. Hiçbir zaman gösterdiğiniz performansla yetinmiyor ve oyuncularından hep daha fazlasını istiyor. Bu özelliği de bizlerin gelişmesini sağlıyor. Bizi çok iyi tanıyor ve neler yapabileceğimizi bizden daha iyi biliyor. Milli takımdaki coachum da gerçekten iyi. Şanslıyım ki ikisi de farklı stillere sahip.


    Dünya Kulüpler Şampiyonası Filipinler’de yapıldı. Oradaki günlerini anlatabilir misin?

    Evet, maç öncelerinde zorluk yaşadığımızı söyleyebilirim. Özellikle nem çok fazlaydı. Ama tabii ki maça çıktığınızda her şeyi unutuyor ve rakibinize konsantre oluyorsunuz.


    Türkiye’de voleybola bakış açısını nasıl görüyorsun? Maçlardaki taraftar sayısı sence yeterli mi? Yoksa daha fazla ilgi gösterilmeli mi?

    Genel anlamda da Türkiye'de voleybol takip edilen ve sevilen bir spor. Elbette daha fazla ilgi olabilir ama şu andaki seviye bile sahadaki oyunu daha keyifli hale getiriyor.


    ‘İstanbul’u keşfediyorum’

    Çok yoğun bir temponuz var. Geride kalan zamanda neler yapıyorsun?

    Sezonun başında düşündüğümüz kadar yoğun bir trafik olmadı bizim için. Bu yüzden buraya gelen her yabancı gibi İstanbul’u keşfetmeye çalışıyorum. Çok fazla yemek yediğimiz zamanlar oluyor. Sinemaya gidiyoruz. Türk insanı uzun boylu sarışın bir kız görmeye pek alışık değiller. Bu nedenle sokağa çıktığımda gözlerin üzerimde olduğunu anlayabiliyorum. Bu da gayet doğal ve artık alıştığımı söyleyebilirim.


    ‘Baklavayı çok seviyorum’

    Türk yemekleri ile aran nasıl?

    Neredeyse yediğim her şeyi çok beğeniyorum. Özellikle de baklavayı her şeyden daha çok seviyorum. Tek başıma yediğimde kendimi kontrol edebiliyorum. Ama takım arkadaşlarımla çıktığımda çok fazla yiyorum.


    Türk yemekleri ile aran nasıl?

    Neredeyse yediğim her şeyi çok beğeniyorum. Özellikle de baklavayı her şeyden daha çok seviyorum. Tek başıma yediğimde kendimi kontrol edebiliyorum. Ama takım arkadaşlarımla çıktığımda çok fazla yiyorum.


    Hill en’ler listesinde

    Vakıkbank ligde ilk devrenin tamamlanmasının ardından takımın en iyilerini açıkladı. Kimberly Hill. en çok servis sayısı kaydeden ve bir maçta en çok servis sayısı alan oyuncu olmayı başardı. ABD'li ayrıca Sloetjes ve Rasic'ten sonra en çok sayı (218) üreten isim unvanını aldı.
    İstanbul ‘un çok güzel bir yer olduğunu belirten Kimberly Hill, “VakıfBank a geldiğimden beri maçtan ve antrenmandan kalan boş zamanlarımda şehri gezmek istiyorum. Çünkü İstanbul gerçekten çok güzel' diye konuştu.


    RÖPORTAJ: ERKAN AYRAÇ
    FOTOĞRAFLAR: CENGİZ MALGIR


  • Giovanni Guidetti Yapılan Yatırımları Anlattı (Milliyet)25.11.2016

    Giovanni Guidetti, Eczacıbaşı Vitra ile yaşadıkları rekabetin yanında Türk takımlarına yapılan büyük yatırımları Milliyet’e anlattı.

    Devamını Gör

    25.11.2016

    Giovanni Guidetti Yapılan Yatırımları Anlattı (Milliyet)

    Türk Voleybolu'na her sene yatırım yapılıyor. Bu gelişimi nasıl görüyorsunuz?

    Dünyanın en iyi kadın voleybol kulüpleri Türkiye'de. VakıfBank’ı, Eczacıbaşı'm ya da şampiyonluğa ulaşabilirler. Ama ilk4 takım ile diğer kulüpler arasında fark büyük. İtalya'da, Polonya'da, Almanya'da daha az yatırım var ama takımların daha eşit olması sağlanıyor.


    Siz diğer takımlara göre sezonu daha erken açıyorsunuz. VakıfBank için bu durum avantaj mı, dezavantaj mı?

    Bizim sezonu erken açmamız avantaj. Çünkü sezona erken başlayarak oyuncularımızın birlikteliğini sağladık. Rakiplerimizden farklı olarak olimpiyatlarda fazla oyuncumuz vardı. Onları geç kadroya aldık. Bu yüzden fazla maç yapmak herkesin birbirine alışması için iyi oldu.


    VakıfBank'ın kenetlenmiş bir kadrosu var. Bu devam edecek mi?

    Birlikte olmak büyük bir avantaj sağlamaz ama benim şanslı olduğum yanlar da var. Uzun zamandır güçlü ve yetenekli oyuncularla beraberim. Kaliteli oyuncularla devamlılık bir avantaj.


    Oyuncularınız size kahraman gözüyle bakıyor. Siz onları nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Ben kaharaman değilim. Çünkü hiçbir hoca elinde iyi bir kadro olmadan başarı elde edemez. Bir hocanın en iyi yapması gereken şey de oyuncusunun sahaya en yüksek performansını vermesini sağlamak. Zaten böyle başarı gelir.


    Fenerbahçe'yi dünyanın herhangi bir liginde oynattığınız zaman da Sekiz senedir Türkiye'de yaşıyorsunuz. Maç ve antrenman dışındaki zamanlarınız nasıl geçiyor?

    Antrenman dışında fazla vaktim olmuyor. İnsanların tatil yaptığı zamanda lig bitiyor ve ya İtalya'ya ya da milli takıma gidiyorum. Gezmek için fazla vaktim olmuyor. Ama şunu söylemeliyim ki sevmediğiniz yerde 8 yıl kalamazsınız. Oyuncularımı seviyorum. İstanbul'u da çok seviyorum.


    'AVRUPA İLE LİG FARKLI'

    Eczacıbaşı sizi Dünya Kulüpler Kupası'nda yenmişti, yabancı sınırı gözönüne alındığında ligdeki maç farklı mı olacak?


    Manila'da Eczacıbaşı bütün yabancılarını oynattı. Zaten güçlü bir kadroları vardı. Bu da onlara o kulvarda avantaj sağladı. Ama Türkiye Ligi farklı. Biz her zaman aynı kadro ile sahaya çıkıyoruz. Ama Eczacıbaşı her seferinde iki yabancısını tribüne yollamak zorunda kalıyor. Bu bize ligde avantaj sağlar. Çünkü dediğim gibi biz aynı kadroyu her hafta kullanıyoruz.


    'BAŞARI İSTEĞİ BASKI YARATMIYOR’

    Voleybol severler ya VakıfBank'tan ya da Eczacıbaşı'dan bir başarı bekliyor. Bu üzerinizde bir baskı yaratıyor mu?


    Benim burada olduğum senelerde bazen iyi kadrolarımız vardı, bazen iyi bir takım oyunumuz vardı. Ama bu sekiz yılın tek ortak noktası her turnuvada finali gördük. Zaman zaman kazandık, zaman zaman kaybettik ama biz hep ordaydık. İnsanlar bunu biliyor ve bunun üstüne bir şeyler beklemek onların hakkı. Bu bizim üstümüzde baskı yapmıyor. Çünkü biz her gün finale gitmek için çalışıyoruz. VakıfBank bize olağanüstü imkânlar sağlıyor. Bana çok iyi bir takım verdi. Böyle bir salon verdi. Bu armanın olduğu her yerde başarılar elde etmek zorundasınız. Bu yüzden istekler baskı değil, işimizin bir parçası.


    Röportaj: Erkan Ayraç
    Fotoğraflar: Cengiz Malgır

  • Giovanni Guidetti ve Bahar Toksoy Sözcü’ye Konuştu (Sözcü)16.11.2016

    Giovanni Guidetti ve Bahar Toksoy Sözcü’ye konuştu

    Devamını Gör

    16.11.2016

    Giovanni Guidetti ve Bahar Toksoy Sözcü’ye Konuştu (Sözcü)

    Voleybolun başarılı çifti Giovanni Guidetti ve Bahar Toksoy Sözcü’ye konuştu

    Voleybolun başarılı çifti Giovanni Guidetti ve Bahar Toksoy Sözcü'ye konuştu... VakıfBank ile birçok şampiyonluk yaşayan çift, 1,5 aylık bebekleriyle Devrim Demirel'e konuştu.

    Giovanni Guidetti… O artık bizden biri… 2008’den bu yana VakıfBank’ı çalıştırıyor. Sarı-siyahlı kulübe 1 Dünya, 2 Avrupa, 3 Türkiye Ligi, 2 Türkiye Kupası, 2 Süper Kupa şampiyonluğu kazandırdı. Vakıf, 73 maçlık namağlup serisi ile Guinness Rekorlar Kitabı’na da Guidetti ile girdi. 2013’te, Türk voleybolunun yetiştirdiği en büyük yıldızlardan biri olan Bahar Toksoy ile hayatını birleştirdi. 29 Eylül’de aileye Alison bebek katıldı. Guidetti Ailesi, Türk medyasında evlerinin kapılarını ilk kez SÖZCÜ’ye açtı, özel hayatlarından salonlara, bilinmeyenlerini anlattı.


    Türkiye’ye geleli 8 yıl oldu. Sayısız kupa var. Bunların içinde seni en çok mutlu edeni hangisiydi?

    G.G: Henüz alamadığım! Bir sürü kupa ve madalyam var ama sürekli geriye bakmak bana bir şey kazandırmaz. Hep önüme bakmayı tercih ederim. Çok kupa kazandık ama daha fazlasını istiyorum.


    Bu süreçte kaybettiğiniz finaller de oldu.

    G.G: Evet. Ne kadar çok final, o kadar kupa. Bu spor. VakıfBank’ın en önemli özelliği bu. Son 6 yılda sürekli Şampiyonlar Ligi’nde. Bunların 5’inde Final Four oynadık. Bu hemen hemen her yıl demek. Kupayı 2 kez kazandık, 2 kez finalde kaybettik. Bence VakıfBank’ı Eczacıbaşı ve Fenerbahçe’den ayıran en önemli özellik bu. Biz her zaman oradayız. Diğerleri değil. Örneğin Eczacıbaşı 1 yıl kupayı kazanıyor. Öteki yıl yok. 10 yeni oyuncu alıyorlar. Ama biz hep oradayız. Çünkü bizim bir projemiz var. Geniş tabana yayılan bir Türk oyuncu ağımız var.


    VakıfBank’ın en önemli özelliği istikrar yani…

    G.G:
    Evet. Her zaman aynı seviyede, hep en üstlerde olmaktan gurur duyuyoruz. Kazanmak veya kaybetmek o seviyelerde bizi çok üzmüyor.


    Kaybettiğin kupalara üzülmediğinizi söyledin ama geriye dönüp baktığında en büyük hayal kırıklığı ne oldu?

    G.G: Açıkçası hiçbir şeye üzülmedim. Örneğin Cannes’da 7 maç sayısı sonrası kupayı kaybettik. Geçen sezon düşük bütçeli bir takımla finale kadar çıktık. Yarı finalde Fenerbahçe’ye karşı mükemmeldik. Ama Pomi’ye kaybettik. O Pomi’nin bu sezon da nasıl bir takım olduğunu görüyorsunuz.


    VakıfBank’taki en güçlü takımın hangisiydi?

    G.G:
    Bence 73 maç yenilmeyerek dünya rekoru kıran takım. Gözde ve Naz’ın en formda dönemiydi. Bahar iyiydi. Brakocevic, Glinka, Fürst vardı. Gerçekten çok güçlüydük. Ama bence bu yıl da güçlüyüz. İyi bir takım kurduk. Memnunum.


    Geçen sezonki VakıfBank ile bu sezonki VakıfBank arasındaki farklar neler?

    G.G:
    Bu yıl daha yüksekten oynuyoruz. Yeni gelen Çinli oyuncumuz Zhu Ting özellikle hücumda çok etkili. Bence şu an dünyanın en iyi hücumcusu. Kübra gibi kilit bir oyuncuya da sahibiz. Temelde geçen sezonki yapımızla aynı seviyedeyiz ama Zhu Ting takıma büyük bir potansiyel katacak. Biz güçlüyüz ama Eczacıbaşı da çok güçlü.


    Bu sezonki en büyük rakibiniz Eczacıbaşı o zaman…

    G.G:
    O kadar güçlüler ki, sanki kendileriyle mücadele ediyorlar! Bu sezonki Eczacıbaşı kadar güçlü bir takım görmedim. Bizim Avrupa şampiyonu olduğumuz sezonda en güçlü takım Fenerbahçe idi. Ondan bile daha iyi takım kurdular. Her mevkiinin en iyilerini aldılar. Ama biz hiçbir maça ‘Onlar bizden güçlü’ diyerek başlamıyoruz.


    Sahada Eczacıbaşı’na karşı avantajlarınız var mı?

    G.G:
    Benim 14 oyuncum var. Her maç birlikteyiz. Tabi ki zaman zaman değiştiriyorum kadroyu ama hep aynı oyuncular sahada oluyor. Türkiye Ligi, Şampiyonlar Ligi değişmiyor. Ama Eczacıbaşı her maça farklı kadro ile çıkıyor. Her pazar günü iki yabancısı tribünde oturuyor. Ama tabi ki Massimo (Barbolini) çok tecrübeli bir antrenör. İyi rotasyon yapacaktır.


    Bu sezon da önünüzde 4 kupa var. Sizin için başarının ölçüsü ne olacak?

    G.G:
    Bu 4 kupanın hepsinde final oynamak, en az 2’sini kazanmak. Her kupayı almak istiyoruz. 2’si güzel, 3’ü harika, 4’ü muhteşem olur.


    Milli takımı çalıştırmak ile kulüp takımı çalıştırmak arasındaki en büyük fark nedir?

    G.G:
    Tamamen farklı. Öncelikle zaman. Milli takımlarda 2, 3 veya 4 ayınız var, büyük bir şampiyonaya hazırlanmak için. Kulüp takımlarında her hafta ayaktasınız. İkincisi… Örneğin VakıfBank’ta bir oyuncu iyi oynamadığı zaman ertesi sezon gönderip yeni oyuncu getirebiliriz. Ama milli takımda böyle bir şansınız yok. Elinizdeki malzemeyi kullanmak zorundasınız. Ayrıca, olaylara bakış açısı farklı. Çalışma düzeni farklı. Sırbistan, Çin fark etmez. Dünyanın farklı ülkelerinden gelseler de sonuçta bir şekilde uyum sağlanıyor.


    Giovanni Guidetti öncesi ve sonrasındeki Hollanda arasında çok fark var. Bu nasıl oldu?

    G.G:
    Benden öncesini fazla bilmiyorum. Ama ben çok yetenekli oyuncularla çalışıyorum. Ne yaptığına inanan oyuncular. Onları en üst seviyede voleybol oynayacaklarına inandırdım sadece.


    Milli Takım ve kulüp seviyesinde çok fazla turnuva olduğunu düşünüyor musunuz?

    G.G:
    Evet. Çok fazla. Neredeyse biri bitmeden diğerine başlıyoruz.


    Bunu FIVB veya CEV ile konuşmuyor musunuz?

    G.G:
    Ben FIVB’de komisyon üyesiyim. Konuşuyoruz tabi ama bir şey değişmiyor. ‘Biz 12 ay boyunca insanlara voleybol izlettirmek istiyoruz’ diyorlar. Çin, ABD gibi çok oyuncusu olan ülkelerde sorun yok ama Avrupa ülkelerinde sıkıntı oluyor.


    Bu takvim oyuncular için de zor değil mi?

    G.G:
    Onların işi biz koçlardan daha zor. Sonuçta zıplayan ben değilim! Dinlenmeye bile vakitleri yok. Kulüplerden para kazanıyorlar ama milli takımda da başarılı olmak istiyorlar. Çok turnuva olunca, organizasyonlara yer bulmak da zor oluyor.


    Başka sporlarla aranız nasıl. Bir İtalyan olarak örneğin futbola ilginiz var mı?

    G.G:
    Hayır yok. Modena’lıyım ben. Bizim orada ana spor voleybol. Hem erkek hem kadınlar için. Eğer Modena’lıysanız, futbol değil voleybol oynarsınız. Golfü çok seviyorum ama zamanım olmuyor maalesef. Zaten 20 milyon insanın yaşadığı İstanbul’un Asya yakasında da golf sahası yok, neden bilmiyorum. Naz (Aydemir Akyol) Bahar’ın en yakın arkadaşı olduğu için, bazen Cenk Akyol’un (basketbol) maçlarını izliyorum. 2-3 yıl önce Galatasaray’ın Real Madrid ile oynadığı maçı Türk Telekom Arena’da locada izlemiştik.


    Türkiye’de üç büyüklerden hangisine daha yakın olduğunuzu sorsam…

    G.G:
    Eğer bunu söylersem, ölmüşüm demektir! 8 yıldır Türkiye’deyim. Bazı şeyleri anlıyorum. Fenerbahçe veya Galatasaray’ı tutarsanız size ya tapıyorlar ya da öldürüyorlar! Eğer Beşiktaş derseniz, idare ediyorsunuz. Umursamıyorum açıkçası.


    8 yıldır Türkiye’desin. Kendini Türk gibi hissediyor musun?

    G.G:
    Biraz. Ama bence İtalyanlar ve Türkler karakter olarak birbirine benziyor. Arkadaşlarla zaman geçirmek, iletişim kurmak, konuşmak gibi. Türklerden daha kötü araba kullandığımı söyleyebilirim. Zaten İstanbul’da diğerlerinden daha kötü araba kullanmazsanız, ölürsünüz! Kural bu! 3 yıldır bir Türk’le evliyim. Çocuğumuz burada doğdu. Bu ülkeyi ve bu şehri çok seviyorum. Ailem Modena’da ama evim burası. Yemeklerde ise tercihim hala İtalyan mutfağı. Çünkü bence dünyanın en iyisi.


    Ama Türk ve Osmanlı mutfağı çok özeldir. Üstelik bir Gaziantepli ile konuşuyorsunuz şu an!

    G.G:
    Bu benim değil, tüm dünyanın fikri. Dünyaca binlerce İtalyan restoranı var ama Türk restoranı yok! Türk tatlılarını çok seviyorum. İtalya’da yok. Dondurmalı baklava, ekmek kadayıfı..


    Bahar yapıyor mu evde?

    B.T.G:
    (Gülerek araya giriyor) Tabi, tabi! Ellerimle açıyorum hatta!


    Bahar’ı senin için özel kılan şey neydi?

    G.G:
    Karşınıza bazen hayatınızın geri kalanını geçireceğiniz insan çıkar. Bu da böyle bir şey. Bunun için özellik sıralamaya gerek yok. Eğer o birlikte olacağım insansa, beğendiğim tüm özellikleri taşıyor demektir. Kadere, aşka inanan bir insanım. İstanbul’da uzun süredir yaşıyordum. Bahar ile tanıştıktan 3-4 ay sonra ev aldım. İtalya’da bir söz vardır: Doğru kadını bir bakışta anlarsın. Dükkânda bulamazsın!

    B.T.G: Güzel cevap oldu!



    Senin için Giovanni ile birlikte olmak nasıl bir duygu?

    B.T.G:
    Benim gibi milli bir sporcuysanız, doğru erkeği bulmanız zor. Bakış açımız farklı oluyor. Örneğin benim ailemden de farklı onun bakış açısı. Ama anlaşabildiğiniz zaman anlıyorsunuz. Bunu söyleyebilirim. Bir de şöyle bir şey var. Giovanni’nin çevresindeki insanları mutlu etmek gibi bir takıntısı vardır. Önceliği hep çevresindekilere verir. Öyle bir karakter olduğu için ister istemez yanında olduğunuzda onu başka bir şekilde hissediyorsunuz.


    Aynı takımda olmanın avantajları ve dezavantajları neler?

    B.T.G:
    En büyük avantajı, yaşamınızın, programınızın hep aynı olması. Dezavantajı ise şöyle: Birçok çift işyerinde beraber, evde beraber olursa bu zordur. Bizim yaptığımız zaten stresli bir spor. O stresi sahada yaşayıp sonra evde rahatlamak biraz daha zor oluyor bizim için. Sonuç olarak sahanın stresiyle eve geliyoruz. İster istemez eve iş getirmek zorunda kalıyoruz.


    Giovanni kenarda taktik verirken sana eş olarak mı, oyuncu olarak mı veriyordu?

    B.T.G:
    Giovanni’nin sosyal hayatındaki haliyle işteki hali çok farklıdır. Çizgiyi çekip bir anda koç olur, dışarı çıktığında kendisi olur. O yüzden sahada tamamıyla koç olarak görürsünüz Giovanni’yi.


    Ben şahit olmadım ama herhangi bir maçta sana kızdığı oldu mu?

    B.T.G:
    En çok kızdığı oyuncu bendim! En çok fırçayı ben yedim! Sanki en çok hatayı ben yapmışım gibi.


    Bunları evde de tartıştığınız oluyor muydu?

    B.T.G:
    Yok hayır.


    Peki, senin ona müdahalen oldu mu hiç? ‘Böyle değil şöyle oynayalım’ gibi…

    B.T.G:
    Kesinlikle olmadı. Haddime değil açıkçası. Giovanni ile tanıştığımda zaten voleybolu yeni öğreniyordum. İyi bir oyuncu değildim. Ondan çok şey öğrendim. Bu yüzden ona duyduğum saygı çok farklı. Bütün oyuncular böyle düşünürüz. Giovanni bir işi yaparsa, bu kazanmaya giden yoldur.


    Anne olduğun için ara verdin voleybola. Ne kadar daha sürecek bu ayrılık?

    B.T.G:
    Daha 1 ay oldu anne olalı. Önümüzdeki hafta antrenmanlara başlayacağım. Benim kendime koyduğum hedef, ocak ayında bir takımda oynamaya başlamak.


    Bu takım belli mi?

    B.T.G:
    Hayır belli değil. Açıkçası vücudumun nasıl bir tepki vereceğini bilmiyorum.


    Annelik için yardım alıyor musun?

    B.T.G:
    Annemden alıyorum. İnşallah almaya devam ederim!


    Giovanni’de şoförlüğü ile başlayan bir Türkleşme var! Sende İtalyanlaşma var mı?

    B.T.G:
    Açıkçası o tipik bir İtalyan olmadığı için bende öyle bir şey yok. Giovanni çok açık, modern bir tip. Bir de şöyle bir şey var. Birbirimizi tolore edebiliyoruz. Ben sarma yerken o benim karşımda pizzasını yiyor. Rahat bir şekilde anlaşabiliyoruz. Birbimizin kültürünü tolore ettiğimiz için beraber güzel vakit geçiriyoruz.


    Giovanni’nin en çok beğendiğin ve beğenmediğin özellikleri neler?

    B.T.G:
    En beğenmediğim yanı, bazen çok işkolik olması! En sevdiğim yanı ise kendisinden çok hep başkalarını düşünmesi. Vicdanlı bir insan olması.

    G.G: (Kahkaha atarak) Anladım ne dediğini! Bence sıkıntı yok.


    Aynı şeyi sana sorsam..

    G.G:
    Her şeyden önce çok zeki. Benden daha zeki! Benden olmayan pek çok özelliğe sahip tek başına. Çok sabırlı örneğin. Bana bir puzzle ver, hemen pes ederim. Ona ver, çözmek için çaba harcar. Sevmediğim bir yönü ise yok.


    Bu politik bir yanıt oldu gibi…

    G.G:
    Hayır! Ama şu örneği verebilirim. Ben gitar çalmayı severim. Bazen bas da çalıyorum. ‘Sen de ukulele çal’ diyorum. ‘Hayır’ diyor! Bazen farklı şeyler öğrenmeye açık ama bazen de reddedebiliyor.
    B.T.G: Ben ona şunu diyorum: Senden voleybolu öğreniyorum zaten. Bu yeter!
    G.G: Bahar evcildir. Evde oturmayı sever. Ben 365 günün 300 gününü dışarıda geçirmek isterim. O beni evde oturmaya, ben onu dışarı çıkmaya zorluyorum.


    Birlikte en çok ne yapmayı seviyorsunuz?

    G.G:
    Evde çok fazla sayıda arkadaşla birlikte olup zaman geçirmeyi. Hafta sonları masa insanla dolu olduğu zaman çok hoşumuza gidiyor.


    Türkiye’de İtalyan koçlar var. Aranız nasıl?

    G.G:
    Massimo (Barbolini) ile çok iyi arkadaşız. Hatta 17-18 yaşındayken beni çalıştırmıştı. Marcello (Abbondanza) ile aram da iyi. Birbirimizi göremiyoruz. Massimo, Göktürk’te yaşıyor. Marcello, Bağdat Caddesi’ne yakın. Zaman bulup bir araya gelmek zor.


    Bahar, senin en yakın arkadaşın Naz…

    B.T.G:
    İstanbul’a geldiğimden beri 10-11 yıldır görüşüyoruz. Gözde ile de görüşüyoruz. Ama bebek doğduğundan beri zor oluyor.


    Annelik oyunculuktan daha zor değil mi?

    B.T.G:
    Çok daha zor. İnanılmaz bir duyguymuş. Biz hep şunu derdik: Emeğimizin karşılığını aldık. Kupayı kazandık. Tarif edilemez bir duygu. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Bu çok daha farklı bir şeymiş. Ölçüsü yok. Şampiyonlukları anlatırken ‘Kelime bulamıyorum’ deniyor ama boşa deniyormuş.


    Baba olmak nasıl peki?

    G.G:
    Dünya adil değil! 9 ay karnında taşı. Sonra doğum. Besliyorsun. Uyutuyorsun. Hep kadın yapıyor. Erkek ne yapıyor? Hiçbir şey!


    Hiç yardım etmiyor musun?

    G.G
    : Tabi ki ediyorum. Bez değiştiriyorum. Uyutmaya yardımcı oluyorum. Ama zamanım yettiğince. Eskiden iki köpeğimiz vardı. Bebek olduğu için şimdilik yok.


    İyi bir baba mı Giovanni?

    B.T.G:
    Yardım ediyor. ‘Her şeyi sen yaptın, ben ne yapacağım’ diyor. Çalışıyor. Yapabildiği kadar.


    Kızının büyüyünce voleybolcu olmasını ister misin?

    B.T.G:
    Sevinirim. Ama orta oyuncu olmasın! Annesi oldu, yeter!


    Neden?

    B.T.G:
    Bunu başka oyuncularla tartışıyoruz. Herkes kendi pozisyonunu en kötü diye tanımlıyor. Ama orta oyuncular voleybolun hamalıdır. Sürekli sıçrar, sürekli koşar. Fiziksel eforu en çok sarf eden oyuncudur. Ama topa minimum değer.


    Sen neden orta oyuncu oldun?

    B.T.G:
    İsteyerek olmadım. Voleybola başladım. Beni Karşıyaka’daki spor okulunda küçük takıma aldılar. Dediler ki ‘Sen orta oyuncusun.’ Denedik. 1 sene pasör çaprazı oldum. Ağlaya ağlaya ‘Ben bunu yapamam’ dedim. Şimdiki aklım olsa, olmazdım! Pasör çaprazı olurdum.


    Orta oyuncular aslında kilit oyuncular değil midir?

    G.G:
    Bir maçı izlediğinizde, kimin blok yaptığını hatırlamazsınız. Smaçörleri veya pasörleri hatırlarsınız. Hatta liberolar bile gündeme gelir. Oysa iyi takım ile kötü takım arasındaki en büyük farkı orta oyuncular belirler. Kötü orta oyunculara sahip bir takımı yenmek kolaydır.


    Kadın voleybolu Türkiye’nin 1 numaralı takım sporu. Altyapılarda durum ne?

    B.T.G:
    Milli takım Avrupa üçüncüsü olduktan ve VakıfBank’ın ilk Şampiyonlar Ligi şampiyonluğundan sonra bir ivme başladı. Aileler kızlarını voleybola yönlendirince altyapılar sağlamlaştı. Aslında Türkiye’nin sporda genel bir sıkıntısı var. “Oluyorsa sporcu olsun, en süperi olsun. Olmuyorsa okusun” mantığı var ailelerde. Oysa her çocuğun profesyonel olsun olmasın spor yapması lazım. Bugün birçok büyük kulüp Türkiye’nin her yerinde spor okulu açmaya başladı. Fabrika Voleyboldan çok oyuncu yetişiyor. Ama maalesef hala Uzakdoğu’daki veya ABD’deki gibi sürekli bir akım yok.


    Bugün sizin jenerasyonun yerini alacak gençler var mı milli takım için?

    B.T.G:
    Var ama daha çok gençler. Bir süreye daha ihtiyaçları var. Bence milli takım için kayıp bir sene değildi. Olimpiyatı es geçtiysek, yenilenmeye gitmemiz lazım. Bunun için de sabır göstermemiz lazım. Hepsinin pişmeye, yetişmeye ihtiyacı var. Avrupa Şampiyonası’nda madalya alan milli takım da böyle olmadı. Geçmişi vardı. İnsanlar madalya alınca bu takımın farkına vardı. Ondan önce çok madalya kaybetmişliğimiz vardı. Güçlü bir takımdık, pişmeye ihtiyacımız vardı.


    Türkiye’de kadın olmak veya kadın sporcu olmak zor mu?

    B.T.G:
    Bu ülkede yaşayıp büyüdüyseniz ve ritmine, şartlarına alıştıysanız, zor değil. Tabi ki Avrupa’ya zorlukları var. Ben kadın sporcu olmanın zorluğundan çok avantajını gördüm. İnsanlara daha rahat hitap ettim. Milli sporcuyum dendiğinde senin söylediğin daha rahat dinleniyor. Bence ekstrası var.


    Şöyle bitireyim sohbeti: Bir gazeteci olsaydınız, kimle röportaj yapmak ister ve ne sorardınız?

    G.G:
    U2’nun solisti Bono! Maalesef konserlerini izleme imkanım olmadı. Yolumuz kesişti ama ya maçım ya idmanım vardı. Önce hayatta olduğu için ona teşekkür ederdim! Benim üzerimdeki etkisi için. 40 yıldır bana ve başkalarına örnek oluyor. Yılın 2 ayını Afrika’da geçiriyor. Mülteciler için çalışıyor. Bu saygıyı hak ediyor.
    B.T.G: Ben Atatürk’le konuşmak isterdim. Bu ülkeye bakış açısını çok merak ediyorum. İlerisi için ne görüyor? Dinlemek isterdim. Belki sözlerini her şeyini takip ediyoruz, biliyoruz ama yine de onun ağzından duymak isterdim bunları. Söylediklerini ağzı açık dinlerdim herhalde…


    RÖPORTAJ: Devrim Demirel
    FOTOĞRAFLAR: Hüseyin Çağlar

  • Kaptan Köşküne Kupalar Yakışır (Habertürk)12.10.2016

    Dünyanın en iyi takımı, dünyanın en iyi salonunda şampiyonluklar yaşayacak

    Devamını Gör

    12.10.2016

    Kaptan Köşküne Kupalar Yakışır (Habertürk)

    VakıfBank'ın yeni salonundan tüm camiaya iddialı mesajlar gönderen antrenör Guidetti ve kaptan Gözde, "Dünyanın en iyi takımı, dünyanın en iyi salonunda şampiyonluklar yaşayacak" diye konuştu.

    Resmi açılışı için gün sayan VakıfBank Spor Sarayı'nda sezon açılışı yapan VakıfBank'ta, antrenör Giovanni Guidetti ve kaptan Gözde Kırdar, her kulvarda şampiyonluk istediklerini söyledi. İtalyan hoca, böyle güzel bir ortamın kendilerini motive ettiğini belirterek "Dünyanın en iyi takımı, dünyanın en iyi salonunda şampiyonluklar yaşayacak" dedi. .

    Gözde ise "Dünya şampiyonu olup, kupayı yeni salonumuzun yapımında büyük emek sarf eden başkanımıza, çalışanlarımıza ve tüm VakıfBank ailesine hediye etmek istiyoruz" diye konuştu..

    Sezon boyunca çok güçlü rakiplerle karşılaşacaklarını dile getiren Guidetti, "Ama benim elimde de dünyanın en iyi oyuncularından kurulu bir takım var. Onlara çok güveniyorum. Tabii yeni salonumuz da bizi daha iyiye itecek. Voleybol için harika bir salon olmuş. Emeği geçen herkese teşekkür etmek lazım. Bu salon yeni kupalarla daha da güzelleşir. O sebeple Filipinler'de düzenlenecek Dünya Kulüpler Şampiyonası'nda şampiyon olup, hem yeni sezona, hem de yeni salona kupayla merhaba diyeceğiz" ifadelerini kullandı..

    18 yılını VakıfBank'ta geçirdiğini dile getiren kaptan Gözde Kırdar ise bu salonu çok uzun zamandır beklediğini belirterek, "Artık dünya standartlarında bir evimiz var. Burada çok güzel günler yaşayacağımıza eminim. Yeni sezona da kupayla başlamak çok güzel olur. İkinci kez Dünya Kulüpler Şampiyonası'nı kazanmak istiyoruz" diye konuştu.

1 2 3 4 ...6 

VakıfBank Spor Kulübü Voleybol Altyapı Seçmeleri Katılım Formu

Katılacak sporcunun;